2012 ile ilgili birçok şey yazıldı, çizildi, söylendi. Dengelenme ve bütünlenme yılı 2012. Bir uyanış. Eski kalıpların yıkıldığı, düşüncelerin değiştiği, daha sakin ya da hareketli, daha sabreden ya da sabırsız, daha kontrollü ya da akışta, bekleyen ya da adım atan..
Kısacası eski davranış kalıplarının aksine alışık olmadığımız daha dengeli kişilikler yaşanıyor. Bunu yaşatan ben miyim yoksa benden daha iyi bilen, gören,planlayan Allah mı?
Sanırım şu aralar hayatımın en büyük sıçramasını yaşıyorum. Kabuğumdan, saklandığım yerden çıkıyorum ve buna engel olamıyorum. Ben sıçramaların hep arzu ettiğimiz bir şeyin gerçekleşmesi sanırdım ama yanılmışım. Çünkü asıl sıçrama, hiç beklemediğin bir şeyin gerçekleşmesi, kontrolün elinden alınması ve tek gerçekle bir bütün olabilmekmiş. En azından benim için öyle.
Bu yıl herkes hiç yaşamadığı bir şeyleri yaşıyor olabilir. Kimileri yaşanılan olaylara korkuyla ve endişeyle yaklaşırken; kimileri de bunun altında yatanı ve verilen dersi görmeye çalışıyor. Kimileri isyan edip, kalbini katılaştırırken; kimileri şükredip, teşekkür ediyor. Çabuk adapte oluyor. Zihnini, kalbini, bedenini yeni bir bilince ve bilgeliğe doğru açıyor.
Ben yıllarca yaşanılan her şeyi üstüme alındım. Birileri beni gerçekle tanıştırmaya kalktığında hep bir savunmaya geçtim, direndim..
Ben yıllarca hep bir şeyleri, kendimi, birilerini değiştirmeye çalıştım. Değişti mi peki? Cevap hayır. Hiç teslim edemedim ki kendimi Yaradan’a, tek gerçeğe, olması gerekeni benden daha iyi bilene. O’nun benim için mükemmel planları vardı ama ben göremedim, duyamadım, hissedemedim. Çünkü bu hayatın ilüzyonuna kendimi o kadar fazla kaptırmıştım ki ve ben planın dışına çıktıkça yoruldum, debelendim, sıkıldım, yaşlandım.
Ben deliler gibi bir seanstan, bir diğerine koştururken ve her şeyin anlamsız olduğunu sandığım bir dünyada hep başkaları için yaşamaya çalışırken sanki birileri hep bana bir şeyler gösteriyordu da ben görmüyordum. Ya da görmemezlikten geliyordum.
Dünyada var olan şu maddiyata, dünyaya, bedene ciddi anlam yüklemekle, hiç değer vermemek aynı anlama gelmiyor mu? Ne garip ve enterasan.
Zihninizdeki tüm düşünceleri tam tersine çevirseydiniz hayatınız nasıl olurdu düşündünüz mü hiç? Hadi kendi kendinize bir oyun oynayın ve aklınıza gelen her bir negatif düşünceyi, duyguyu kağıda dökün.
* “Korku” dolu bir dünya görüyorum.
* Ayşe ?bencil?
* Annem beni “sevmiyor.? “.
Şimdi bunları tersine çevirin.
* “Güven” dolu bir dünya görüyorum.
* Ben kendime bencilce davranıyorum ve Ayşe bana bunu gösteriyor.
* Annem beni “seviyor.” Sevgiyi göremeyen benim.
Yargıladığımız, yorumladığımız her şeyin nasıl görmek istediğimizle ilgili olduğunu görebiliyor musunuz? Ne tuhaf değil mi?
Geçen gün çok yakın bir arkadaşımla Hanife ile telefonda görüştük ve bana her şeyin gözüne ne kadar anlamsız geldiğini söyledi. O an ben de aynı şeyi düşünüyordum. Evet her şey o kadar anlamsızdı ki benim için. Para, pul, rekabet, bitmek tükenmek bilmeyen istekler, hırslar, kıskançlıklar, tatminsizlik. Ama tüm bunlara rağmen neden buradayım? diye sorduğumda kendi kendime gelen cevap hep aynı oluyor dedim.
Nefes, nefes, nefes
Ben bir nefes eğitmeniyim ve insanların hayatlarına iyilik, güzellik, sağlık ve şevk katıyorum. Onları güçlendiriyor ve onların ne kadar güvende, özel ve değerli olduklarını kendilerine hatırlatıyorum. Çünkü herkesin her şeyi yapabilecek güce ve güvene sahip olduğunu biliyorum. Nitekim de öyle oluyordu. Onlar güçlendikçe seviniyor ve kendimi bir şey zannediyordum.
Sahiplenme hakkına sahip değilsin.
Eğer O istemeseydi bu dünyaya gelebilir miydin?
O evladı doğurabilir miydin?
Hiç düşünmez misin izin vermeseydi eğer bu başarıyı yaşayabilir miydin?
Bu sadece senin başarın değil ki.
Yaptığın, yapabildiğin, yazdığın her bir satır, yaptırdığın her bir seans, yarattığın herhangi bir eser sadece senin eserin değil ki.
Sen sadece bir aracısın bu hayatta. Unutma!!
Peki ya ben kendim için ne yapıyordum? Ben yeterince güçlü ve güvende miydim? Bu dünyaya sadece kendim haricindekilere iyilik yapmak için mi gelmiştim? Başkalarının sorumluluğunu aldığım kadar kendi sorumluluğumu alabiliyor muydum?
Hanife sordu: Tamam onlar için buradasın anlıyorum da, ya kendi görevin nedir?
Sen niye buradasın? Sen neyi deneyimliyorsun?
Bir kahkaha patlattım telefonda. Sanırım bu soru bir “uyanış” yaşamam için yeterliydi.
Nefes aldırıyordum ama kendim seans yapmıyordum.
Spor yapın diyordum ama kendim spor yapmıyordum.
Yediklerinize dikkat edin diyordum ama kendim dikkat etmiyordum.
Başkalarının sorumluluklarını alıyordum ama kendi sorumluluğumu almıyordum.
Bana ait olan hiçbir şeye önem vermiyor aksine hor kullanıyordum ama ben madde dünyasının içinde yaşıyordum. Her şeyin ölçülebildiği, tartılabildiği, limitlerin, tanımların, sınırlamaların olduğu bir madde dünyasının içinde yaşıyor ve yaşamıyormuş gibi yapıyordum.
Bazen çok kötü diye adlandırdığımız olaylar yaşarız ama dönüp kendimize bakmaz ve “ben bunu mu hak ettim?” diyerek sızlanmaya başlarız. Evet bunu hak ettin. Buraya ait değilmiş gibi yaparak, olumsuz diye adlandırdığın olayları, kişileri yok sayıp, halının altına atarak, sen bunu hak ettin ve gerçeği görene kadar da hak edeceksin.
O an uyandım ki sadece ben varmışım. Ölümlü olan herşey benimle birlikte bitiyor ve benimle birlikte başlıyormuş. Yansımalarımı, anlamlarımı ve yarattığım tüm saçmalıkları ben yaratmışım. Tüm o haksızlıkları, rekabeti, kıskançlıkları, adaletsiz, acı dolu dünyayı, tüm korkuları…
Bir mum yanmazsa ne işe yarar ki?
Etrafındakileri aydınlatabilir mi?
Neyi öğrendim biliyor musunuz? Bu hayatta ki tek görevim:
“Mutlu olmak ve gerçeğe engel olan her şeyden, her türlü düşünceden özgürleşmekmiş.”
Bunun için bana aracı olan herkese çok teşekkür ediyorum ve şükrediyorum. Benden daha iyi bilen, gören, yol gösteren Allah’a , canım anneme, babama, bir tanecik kardeşime, herşeye rağmen bana koşulsuz bir sevginin var olabileceğini gösteren aşkım, eşim, bir tanem, aynam, eşim Ali’ye, bana her zaman ışık tutan, koşulsuz seven, destekleyen, çoğu zaman beden olarak yanımda olmasa bile varlığını her daim hissettiğim canım rehberim, ışığım, yol göstericim Nevşah’a, tüm nefes ailesine, karşıma çıkan herkese, var olan her şeye sonsuz teşekkürler.



