Zihin, her şeyi sürekli anlamak, bir tanıma sokmak ve bir kavrama oturtmak ister. Oysaki an, sadece andır. Herşey ve hiçbir şeydir. Bu yazıyı okurken ki an, anınızdır. Okuduğunuz andan önceki kelime ise geçmiştir. Bir önceki cümleye takıldığınızda ve o cümleyi tekrar ve tekrar okuduğunuzda, okuduğunuz şeyi tekrar okumuş olursunuz fakat bu sizi andan koparmaz. An yine andır. Bulaşık yıkarsın kafandan yüzlerce düşünce geçsede sen yine anını yaşarsın. Maç izlersin kafanda işle ilgili bir düşünce olsada sen yine anını yaşarsın. An andır.

Anda yaşanılan her şey düşüncelerin ve geçmişin bir yansımasıdır. Bu tabiki bir tercih meselesidir. Anı yaşamak için hiçbir şey yapmanıza veya düşünmenize gerek yoktur. An andır. Yaşandı, yaşanılıyor ve yaşanılacak olandır.

Olumlu veya olumsuz düşünmek seni andan koparmaz. Fark etmek veya etmemek seni andan koparmaz.

Dinlemek veya dinlememek seni andan koparmaz. Alan açmak veya açmamak seni andan koparmaz. Anlam yüklemek veya yüklememek seni andan koparmaz. An her an yaşanır. Sen yine anını yaşarsın iki şekilde biri geçmişin bir yansıması olarak, diğeri ise sonsuz olasılıklarının bir yansıması olarak.

An’a tanım yapmak, bizi beklentiye sokar. An’ı değiştirmeye çalışmak geçmiş deneyimleri güçlendirir. O zaman geçmiş deneyimlerimizin yerini huzurla yer değiştirmek için sürekli mücadele ederiz. Mutlu olma planları, olumlu yaşam sanatı, koşulsuz sevgi için yapılması gerekenler, gerekmeyenler. Zaten bu egonun oyunudur. Geçmiş bitmiştir. Gelecek belli değildir. Biz geleceğin daha güzel, anlamlı, fevkalade geçmesi için sürekli planlar ve programlar yaparız. Duygu , düşünce ve davranışlarımızı sürekli değiştirmeye çalışırız ki güzel bir yaşam yaşamak için. Biz güzel bir hayatı kovalamaya çalışırken, mutlu olmak için sürekli nedenler ararken bir bakmışız ki olduğumuz yerde koşuyor ve debeleniyoruz. Bu, bir kedinin kuyruğunu yakalamak için olduğu yerde dönmesine benzer. Ve o kuyruk bir türlü yakalanamaz.

Sevdiğimiz biriyle evlendiğimizde mutlu olacağımıza inanırız. Evet mutlu oluruz ama anlıktır. Ego daha fazlasını ister. Sonra bir çocuğum olursa daha mutlu olacağımıza inanırız. Evet mutlu oluruz ama o da anlıktır. Sonra tek mutluluğumuzu onun geleceğine bağlarız. Çok iyi bir üniversiteyi kazanır ama biz yine mutlu olmayız çünkü bu sefer en büyük mutluluğumuz onun işe girmesini beklemektir. İşe girer şimdi sıra onun evlenmesine gelmiştir. O da evlensin tamam işte o zaman mutlu olacağım diye kandırırız kendimizi. Bir bakmışız ki biz yolun sonuna gelmişiz ve hala mutlu olmayı bekliyoruz.

Ol “an” la savaşmak, o “an” ı değiştirmek yerine, “an” ı kabul edip, onu kucakladığımızda, bütünlediğimizde bu bizi en iyi “an” ımıza götüren yol olur.

Yaşanılan, karşımıza çıkan her şey, kişi veya durum bizi en iyi versiyonumuza götüren bir rehberdir. Bir şeyler yaşanır ve biter. Biten bir şey bitmiştir. Gerçek, anda mevcuttur. Özümüz, her daim bize iyi gelecek olan şeyi bilir. Sonsuzluğumuzun sesini duyabilmek, onu yaşabilmek, hissedebilmek için beş duyunun ve tüm TANIMLARIN ötesine geçmek gerekir. Bunu sağlayan tek araç “nefes” tir. O, bize yol gösterir. Işık tutar. Aldığımız bağlantılı nefes, yani nefes alıp, nefesi verirken aralarda beklememek özümüzle olan o sonsuz bağlantımızı sağlar. Nefes, bizi tamlığımıza götüren yoldur. Özümüzdeki büyüklüğü bize hatırlatan sestir. Mutlu ve güvende olmamızı sağlayan ışık, birliği ve tamlığı sağlayan bir rehberdir.

Bu yüzden aldığımız bağlantılı nefes, bizi en saf halimize kavuşturur ve özümüzle olan bağlantımızı kurar, bütünler. O zaman kıldığımız namazın, okuduğumuz kitapların, gözle görülenin, görülmeyenin idrakini anlamaya, ondan zevk almaya, manasını çözmeye ve hepsinin gerçek anlamda içinde olmaya başlarız.

O zaman yaşanılan her şeyde, bize işaret edilen tamlığı ve birliği görmeye başlarız. Gözümüz, gönlümüz açılır. Bizi özümüzden, bütünlüğümüzden uzaklaştıran her şeyden, bağımlılıklardan, beklentilerden özgürleşmeye başlarız. Hayatımıza her anlamda bolluk yansır. Işık gelir ve aydınlatır. Zaten hep öyleydi. Sadece hepimizin aynı bir nefese J sahip olduğunu bir anlığına unuttuk. Herkesten ayrı ve özel olacağımızı sandık.

Şimdi aldığımız bağlantılı nefeslerle birliği hatırlıyoruz. Gerçeği, ışığı, gerçek mutluluğu, sevgiyi, aşkı, huzuru, tamlığı..Tüm güzelliklerin bizde var olduğunu, tam ve mükemmel olduğumuzu, sonsuz sınırsız bir güce sahip olduğumuzu hatırlıyoruz.