Hemen başladı anlatmaya. O, anlattı rehber dinledi. Sonra sordu rehber: ” Seni korkutan şey ne aşk için?” Halbuki anlatılanlar aşkla ilgili değildi?

Ama cevabı netti bülbülün “kandırılmak”

“Neden böyle düşünüyorsun?” dedi rehber ve devam etti “Aşkta ilk nerede kandırıldığını hissettin?”

Bülbül başladı anlatmaya. “Uzun zaman önceydi. Çok sevdim, değer verdim, inandım.. ama o beni en yakın arkadaşımla aldattı ?.”

Sanki geçmiş geçmiş olmaktan çıktı ve o an oldu. Bugün oldu. Yarın oldu. Korku, öfke, kızgınlık, bir sürü engelleyen düşünce oldu.

Rehber: Peki şimdi ne istiyorsun?

Bülbül: Aşk istiyorum.

Rehber: Emin misin?

Bülbül: Aslında korkuyorum. Kaybetmekten, kandırılmaktan, anlaşılamamaktan.. Sonra devam etti sıralamaya:

Çok kolay sevemiyorum ki ben. Daha doğrusu güvenmiyorum kimseye. Kurallarım var. Bu onu sıkabilir. İstismar edilebilirim. Hep yanlış kişiler çıkıyor karşıma zaten..

Rehber: Bunları oluşturan şey ne? Geçmiş deneyimlerin kalıntıları olabilir mi?

Bülbül: Şey sanırım evet.

Rehber: Bunlar sana kendini nasıl hissettiriyor?

Bülbül: Başarısız, hatalı, değersiz..

”AŞKI ENGELLEYEN TEK ŞEY ONA YAPILAN GENELLEMELERDİR.”

Sonuçta ortaya çıkan şey, yine aşksızlık, mutsuzluk, bölünmüşlük değil mi?

Bir yanımız aşk diyor, bir yanımız dur.

Hayat bir yol değil mi? Durursak biter mi bu yol? Nasıl varabiliriz cennete?

Ortada hep suçlanılacak bir şeyler var. Yürümemek için hep bir bahane.

Bana …… davrandı.

Beni dinlemedi, anlamadı, aldattı, ihtiyaçlarıma karşılık veremedi.

Beni istediğim gibi sevmedi.

Değerimi bilemedi?

Çoğu kişi ruh ikizini karşı tarafın ona istediği gibi davranması, el üstünde tutması, ona güzel hediyeler alması, aynı şeylerden hoşlanması, onu dinlemesi, anlaması olarak adlandırıyor. Ruh ikizi denilen şey, kendinizin kendinizle birleşmesinden başka bir şey değildir. Kendinizi dinlemek, anlamak ve sevmektir. Özünüzle olan güçlü bağlantıdır. Her şey kendinizle ilgidir. Ve aşk bunun karşınızdaki kişiye yansımasıdır.

Peki ben kendimi sevmiyorsam, eleştiriyorsam, sürekli yargılıyorsam karşı taraf beni sevebilir mi?

Ben sürekli kendimle çelişiyorsam, ilişkide netlik olabilir mi?

Ben sürekli karşı taraftan sevgi ve ilgi bekliyorsam, sağlıklı bir ilişki kurabilir miyim?

Ben sürekli mış gibi yaparak, doğal olmayarak kendimi aldatıyorsam, aldatılmamam mümkün mü?

”SAVAŞAN BİR KAP, AŞKLA BARIŞAMAZ.”

Tanrı herkese bolluğunu, sevgisini, ışığını sunuyorsa, bunu göremeyen kim?

Ben ve benim limitleyen zihnim.

Bir bebek emekler ve yürümeye başladığında ilk deneyiminde düşer. Bir daha düşeceğim diye yürümeyi deneyimlemeyi asla bırakmaz. ”HAYAT HAREKETE CEVAP VERİR.”

Eğer aşkı engelleyen şey, düşüncelerse öncelikle onlarla yüzleşmek ve barışmak gerekir. Yaratıcı sensin. ”Enerjini nereye akıtırsan orayı büyütürsün.”

Bu yüzden,

Yaralanmayı değil, yapılanmayı seç.

Suçlamayı değil, affetmeyi seç.

Aldatılmayı değil, paylaşmayı seç.

Küsmeyi değil, barışmayı seç.

Rehber sordu: Şimdi seni yürümekten alı koyan ne?

Bülbül: Ya başaramazsam? dedi.

Rehber gözlerini kapattırdı ve sordu: ” orada ne var, gözünü kapattığında?” dedi ki düşünceler, duygular, aşklarım, hedeflerim, pişmanlıklarım, acılarım, öfkem, huzurum, huzursuzluğum ….. ” bunları kim yarattı” dedi rehber. Dedi ki ”ben”. Sonra devam etti rehber eeee o zaman başarısız olabilir misin sen istemedikçe? Yaratıcı sensin. Senin zihnin. Ya başarırsanJ Denemeye değmez mi?