Dış dünyanın iç dünyanızdan daha gerçek olduğuna mı inanıyorsunuz? Eğer evetse yanılıyorsunuz.

Her şey için dışarı yansımasıdır. Ve içimizde olan dışarıda olanı yaratacaktır.

Nasıl düşüncelere sahipsin? Hangi davranışlara tutunuyorsun? Ne için yaşıyorsun? Hayatınız nelerden ibaret?

Nasıl arkadaşlara sahipsiniz? Nelere şikayet ediyorsun? Hedefleriniz var mı? Amaçlarınız, beklentileriniz neler?

Nasıl bir hayat yaşıyorsunuz? NASIL BİR HAYAT YAŞAMAK İSTİYORSUNUZ?

Tüm bu sorulara cevap verin desem acaba kaç kişi verebilir çok merak ediyorum. Cevap verebilmek de, kendinizi iyi, mutlu, huzurlu hissetmek de zannedildiği kadar zor değil aslında. Bence insanları mutlu olmaktan, huzurlu olmaktan alıkoyan en önemli etken; Kendilerini dinlememeleri, hedeflerinin olmaması ve nasıl bir hayat yaşamak istediklerini hayal etmekten çok geçmişleriyle yaşamalarıdır. Evren her isteğe cevap verir. YETER Kİ SİZ İSTEYİN. Sorumluluğunuzun farkına varın! Yaşamınız istemediğiniz şekilde gidiyorsa bunu değiştirebilecek kişinin yine SİZ olduğunuzun farkına varın.

İşleriniz ters gidiyorsa, sağlığınız bozuksa, mutsuzsanız, zihninizdeki düşüncelerle boğuşup duruyorsanız başkalarıyla uğraşmayı ve onları değiştirmeyi bırakın. Değişime bakış açınızı değiştirerek başlayın. Sorun yaşamın kendisi değil. Sorun etrafınızdaki insanlar da değil. Asıl sorun tüm bunlar olurken ne yapabilirim ki Elimden ne gelir? Bu benim kaderim deyip kolay yolu seçmeniz. Oysaki HAYAT CESUR OLANLARI SEVER VE HER ZAMAN ONLARIN YANINDADIR unutmayın. Sizi huzursuz eden şey zihniniz bile değil onun yaşamınızı yönetmesine izin vermeniz. Çünkü özünüz zihninizden daha güçlü.

Örnek vermek gerekirse, hayatınızda sizi gıcık eden, her gördüğünüzde tüylerinizi diken diken eden bir Fatma karakteri var. İş arkadaşınız olabilir, eşiniz, sevgiliniz, belki de yakın olduğunu zannettiğiniz arkadaşınız. Ya sizin sinirinize dokunacak bir şey söylüyor, ya onaylamadığınız bir davranışta bulunuyor ya da sizi kırıyor, üzüyor?

Hiç yabancı gelmedi değil mi? Mutlaka hepimizin hayatında bizi sinir eden bir şeyler vardır. ya bak Ne kadar bencil!! Ne kadar iki yüzlü!! Ne kadar gıcık…. Şimdi tüm bunların YANSIMAsına bakalım. Evrende çekim yasası denilen bir yasa varsa. Benzer benzeyeni çekecektir. Karşınızdaki insana bencil demeniz sizin o duyguyu deneyimlediğinizi ve yaşamış olduğunuzu gösterir. Eğer hayatımızda hiç havyar yemediyseniz havyarın ne olduğunu bilemezsiniz. Onu görseniz bile bu havyar diyemezsiniz. Kısacası bir insandaki bencillik duygusunu görebiliyorsanız bu sizin de bencil olduğunuzu göstermekte ya da bir insana ne kadar sinir diyorsanız bu sizin de sinir olduğunuzu göstermekte ve bu herkes için geçerli. Hepimiz her şeyin önemli olan sevgi ve anlayış. Bu ancak kabulle var olan bir şeydir.

Bizler her şeyi o kadar çok dışarıda arıyoruz ki yaşanılan her şeyin içimizden kaynaklı olduğunu unutuyoruz. Aslında yaşadığımız her şey iç dünyamızın bir YANSIMAsı. Sorun, kendimizi, olanı olduğu gibi kabul edememekten, olanı, karşı tarafı değiştirmeye çalıştırmaktan ve evrene teslim olamamaktan kaynaklanıyor.

Çok yakın bir nefes koçu arkadaşım bana her zaman kendi dönüşümüm için seni sinir eden insanın yanında bol bol vakit geçir çünkü o senin bir yansıman, kendini sevmen için bir araç derdi. Şu an O’nu çok iyi anlıyorum canım arkadaşım.

Etrafınıza bir bakın, onu izleyin, yaşamın size göstermek istediklerine kulak verin. Sizi rahatsız eden şeylere şükredin, şükredin ki kendinizi görün, kendinizi tanıyın, keşfedin. Sevin ve dönüştürün.

Dönüşümünüze izin verin. Dışarıda olan bitene kızmayı, öfkelenmeyi, kin tutmayı bırakın artık.

Dünya düşlediğin gibidir; bir AYNAdır. Dışarıda dünyanı bulursun, kendi kurduğun, düşlediğin dünyayı. Dışarıda kendinizi bulacaksınız. Gidin ve kim olduğunuzu görün. Artık YÜZLEŞME, GÜÇLENME ve AYDINLANMA zamanı gelmedi mi hala?

Bağlarınızdan kurtulun. ÖZGÜRLEŞin. Direnmeden kabullenin. Çünkü bu çok önemli bir adım. Dışarıda olan biten SENSİN. Kim olduğunuzla bilinçli olarak karşılaşmaya razı olun, hazır olun. Neye mi? Başkalarında sizi rahatsız eden her şeyi görmeye, yalanlarınızı, öz çıkarlarınızı, koşullarınızı ve bilgisizliğini bulmaya Değişin!! Böylece dünya değişecektir.

Dünya düşlediğiniz gibidir; bir aynadır. Gidin ve dünyanıza girin ve kendinizi kabullenin. Kendi içinizde taşıdığınız yoksullarla, zorbalarla, toplum dışına atılmışlarla tanışın. Sabahtan akşama dek yarattığınız tüm süprüntüleri kabullenin. Düşüncelerinizi kabullenin. Bundan kaçınmayın, sakın hiç bir şeyi suçlamayın. Sadece izin verin tutunmadan, sahiplenmeden akıp gitmelerine izin verin. Kendinizi dünyanın akışına bırakın. Gidin ve yarattığınız şeyi bilinçli olarak kabullenin. Görmek istediklerinizi değil, olanı görmeye çalışın. Tahammül edemediğiniz kişinin neden hayatınızda olduğunun altında yatanı görmeye çalışın.

Geçmişi bırakın. Direnmeyi bırakın. Bağlarınızdan kurtulun. Özgürleşin. İşte o zaman İlahi AŞK’ın her zaman ve her yerde sizinle birlikte olduğunu göreceksiniz.

Şimdiye dek bağdaşamayıp karşı çıktığını düşündüğünüz her şeyi, yüreğinizde uyum içine sokun.

Bir kişinin güçlü olması kendini her haliyle kabul etmesinde ve hayatla uyum içinde olmasından gelir. Teslim olmak ve kabullenmek, kişinin her yaptığı şeyde bulunması gereken temel unsurlardır. Uyumluluk en büyük güçtür. Bununla zayıf ve yenilmiş bir adamın teslim olmasını değil, kendine sahip olan, hayata güvenen ve dünyayı dize getiren bir adamı kastediyorum.

Hayatın akışında olmak, yaşanılana saygı göstermektir. Var olanı sevmektir. Vazgeçmemek her şeye rağmen ilerlemektir. Anda, şimdi, şu anda, burada olup mucize sürecini başlatabilmek için olanı olduğu gibi görüp, kabul etmek gerekir. Anneyi, babayı, Ayşe’yi, Ahmet’i olduğu gibi kabul etmek aslında kendimizi kabul etmek demektir. Dışarıda gördüğümüz, rahatsız olduğumuz her şey aslında kendimiziz. Evren ile bir ve bütün olmak için yaşadığımız her şeyi ve kendimizi kabul etmeyi içselleştirdiğimiz sürece anda kalmayı başarır ve bizler mucizelerimizi daimi kılarız.