Farkındalık yaşanılan olaylara yorum katmadan, olanı tüm çıplaklığıyla görebilme yetisidir. Yorumun ve gerçeğin arasındaki farkı görebilmektir. Kendinin farkına varmayan her bir bireyin gelişimi o ölçüde uzayacaktır. “Bu benim başıma neden geldi?” değil “bu olaydan ne öğrenmeliyim? Nasıl farklı davranmalıyım?” sorusu farkındalığınızı arttıran sorulardır.

Tabi farkındalık için ilk sorulardan biri; “Neden ben hep durmadan aynı şeyleri yaşıyorum?”dur. Bu soru seni bir arayışa sokar. Arayış içinde başına gelen olaylar sana bir tokat gibi çarpar ve en sonunda bir şeyin farkına varırsın. Neyin mi? Yaşadığın her şeyin senin gelişmen, büyümen ve tekamülünü tamamlaman için olduğunun. Ve olaylara o farkındalık ışığıyla baktığınızda derisini çıkartan yılan gibi eski düşüncelerinizden, kalıplarınızdan sıyrılarak kabullenmenin boyutuna bir adım atmış olursunuz. Gerçekleri görmeye başlarsınız. Kaçamadığın, kabullenemediğin, reddettiğin gerçeklerin farkına varırsınız. İşte o zaman derin bir yüzleşme başlar. Burada güçlü olan kazanır. Çünkü egonla özün savaş halindedir. Bir tarafın devam et, her şey mükemmel olacak derken; diğer tarafın, seni hep aşağıya çekmeye çalışır. Uğraşma işte olmuyor, sen busun, bu senin kaderin, bak bir işe yaramadı v.b. Ama sen devam et, kazanacaksın?

İç ses: Sevgili danışanın, arkadaşın, dostun, öğrencin, öğretmenin Nükhet’in farkındalıklarını yazmış olduğu yazıyı paylaşırsan belki bu kelimenin ne demek olduğunu anlatabilirsin insanlara.

İçsel yolculuğuma annemin 2007’de ölümü ile başladım. Öncesinde kişisel gelişim kitapları okuyordum, kendimce pozitif düşünmeye çalışıyordum fakat hep bir şeyler eksik kalıyordu. Sanki rol yapıyordum, reddediyordum ve olumsuzlukları itmeye çalışıyordum. İttikçe ise kat ve kat geri geliyordu. Gerçekten yürekten bir şeyler istediğimde ise hayatımda bir çok şeyin değiştiğini, isteklerimin olduğunu görüyordum ama onlara da tesadüf deyip geçiyordum.

Annemin ölümünden sonra derin bir depresyona girdim. Arkasından suçluluk duygusu, onun arkasından ise kabul sürecinde inanılmaz bir acı yaşadım. Psikiatrisler, ilaçlar, yaşamdan zevk alamama, tembellik ve her şeyden elimi eteğimi çekme süreci.

Daha sonra yaşlı, yapraksız bir ağaç gibi yalnız ve güçsüz bir savruluş, kendimi toparlamak için ise bir arayış süreci başladı. Kitaplar, tv programlarında bu konularla ilgili duyduklarım. İstanbul’a gitmek için hazırlandığım anda bir arkadaşım ommiranın broşürünü elime tutuşturuverdi. Ertesi günü ise kendimi orada buluverdim. Nefes ve kuantum hakkında bilgi ve arkasından ilk nefes seansım. İlk seans çok ağladım, canım çok yandı. 2. Ve 3. Seanslarda derin bir farkındalık yaşadım. Aslında tüm bu yaşadıklarımın benim büyümem ve gelişmem için olduğunu öğrendim. Bu kaybın içime dönmeme, ne kadar özel ve değerli olduğunu hatırlamama, dışarıda aradığım her şeyin ben de var olduğunu hatırlamama araç oldu. Yaşadığım her şeyin bir deneyim olduğunu öğrendim. Arkasından mucize kursuna katıldım. Her bir çalışma beni kendime daha da yakınlaştırıyor ve var olduğumu hissediyordu. Bu kurstan sonra hayatımda birçok şeyin değiştiğini gerçekten fark ediyordum. Kontrolcülüğümü, güvensizliği ve sevgiyi alıp vermekte ne kadar çok zorlandığımın farkındaydım. Karşımdakini eleştirdiğimde aslında kendimde beğenmediğimin ve kabul etmediğim yön olduğunu ayna çalışmasında öğrendim. Artık eskisi gibi eleştirmiyorum. Diğerlerini değiştirmek yerine kendimi değiştirmeyi ve onu olduğu gibi kabul etmeyi seçiyorum. İyi-kötü, doğru-yanlışın kişiye göre değiştini öğrendikten sonra tüm doğrular değerini yitirdi. Artık önemli olan benim düşüncelerimdi.

Derin düşünce ve koçluk gibi çalışmalarla varlığımı reddettiğimi ve kendimi ne kadar değersiz gördüğümü fark ettim. Bu süreç çok önemliydi. Çünkü farkındalık bence bir sorunun %70’i demek ve değişim bu süreçten sonra başlıyor. Çok acı bir süreçti benim için. Nefes ve kuantumdan sonra dışarıda olan her şeyi benim oluşturduğumu öğrendikten sonra her şey yüzüme tokat gibi çarpmıştı. Tüm o kavgaları ben yaratmıştım, yaşanılan her acı olaya kat ve kat yorum katan ve kendimi zehirleyen bendim. Korkuları, değersizliği, güvensizliği yaratan bendim. Ama tüm bunları değiştirecek olan, var olanı sevecek olan da bendim.

Ego tüm bunlara direniyor, işine gelmiyor, kızıyor ama nefesle birlikte algı açıldıkça artık geri dönüşü olmayan bir yolda olduğunu görüyorsun. Kin ve nefretin sadece kendine zararı olduğunu, affetmenin affeden için ne kadar önemli olduğunu, kendimin aslında ne kadar sevgi dolu olduğunu ve bunun tüm dünyaya yeteceğini, tamlığımı, varlığımın ne kadar değerli ve mükemmel olduğunu fark ettim. Hayatıma giren ve hayatımdan çıkan herkese minnettarım.

Unutmayın bizler ruhsal deneyim yaşayan bir insan değil, insani deneyim yaşayan bir ruhuz. Ama çoğu insan sanki o kılıfı çıkmayacak ve bu dünyaya kazık çakacakmış gibi burayı inanılmaz ciddiye alıp kendini mutsuz edebiliyor, kimlikleri benliklerin önüne geçebiliyor. Ama unutmayın burada kalıcı değiliz bugün varız ama yarın olmayabiliriz. Bence en büyük farkındalık özünü ve kim olduğunu unutmamaktır. Ya da hatırlamaktır .

öz-farkındalığın en yüksek seviyesi; “başkalarının olumlu fikirlerinin de ötesindedir.” Abraham Maslow

Sürekli dışarıdan kabul görme ve desteklenme ihtiyacından kurtulun. Onay istemekten, sevgi dilenmekten, kendinizi makyaj ve incik boncukla önemli hissetmekten vazgeçin. Çünkü önemli olan sensin. Senin ne söylediğin. İçinde ki sesi duyabilmen için ne kadar değerli olduğunu ve Tanrı’nın mükemmel sevgisiyle var olan bir ışık olduğunu fark etmelisin. İlahi aşk içinde. Sevgi, huzur, anlayış, çözüm daima sende. Dışarıda arama artık. Farkına var.