Bir bebekken nefesimiz doğaldı. Her şey tertemiz, saf ve şeffaftı. Sevgi vardı. Mutluyduk. Filtrelerden, korkulardan, endişelerden özgürdük. Olumlu ve ya olumsuz duygularımız yoktu. Bizi limitleyen düşüncelere tutunmuyorduk. Ayrımlarımız, kurallarımız, kalıplarımız yoktu. Her şey çok güzeldi. Her şey ışıl ışıldı. Saf sevgiydi. Akıyordu..

Sonra hayata duygusal tepkiler vermeye başladık. Yaşanılanlara karşı duygular, düşünceler yarattık. Onları sahiplendik, onlara tutunduk. Yaşanılana, olmuş bitmiş olana bin türlü yorumlar kattık. Bizi ve diğerlerini üzen, kıran, suçlayan..

Korkular yarattık gerçek olmayan. Gelecek korkusu, terk edilme korkusu, başaramayacağım korkusu, ifade korkusu.. Oysa bu hayatta tek bir görevimiz vardı. Özgür ve Mutlu olmaktı.

Ama biz ne yaptık. Duygusal tepkiler vermekle kalmayıp, bunları sahiplendik. Davranış modeli haline getirdik.
Olumsuz tüm duygu ve düşüncelere mühürlendik. Suçladık, suçlandık. Oysaki tüm yaşanılanların bir deneyim olduğunu bizim büyümemiz, gelişmemiz için olduğunu unuttuk. Herşeye rağmen ilerleyebileceğimizi, yürüyebileceğimiz unuttuk.

Oysa, duygular anlık yaşanmalıydı. Yaratılmalı ve sonrasında serbest bırakılmalıydı. Deneyimlenmeli ve özgürleşilmeliydi.

Şimdi soruyorum size ne kadar özgürüz? Özgürlük ne demek? Yapmak istediğin şeyi yapmak mı?

Peki bunu özgürce mi yapıyorsun? Yaptığın şeyi sorguluyor musun? Yaptığın şey için kendini suçluyor musun? Biri şimdi ne diyecek acaba diye düşünüyor musun? Düşüncelerin seni ilerletiyor mu? Yoksa olanla savaştırıyor mu? Kendinle uyum içinde misin?

Bazen zihnim derin bir sessizlik içinde durgun bir nehir misali. Bazen savaş alanı. Bazen yüreğimde ince bir sızı. Bazen kuşların cıvıltısı, kelebeklerin uçuşması. Bazen yüzümde sevinç çığlıkları, başarının kokusu. Bazen hüznün evi. Bazen dudaklarımda neşenin dansı. Bazen cenaze töreni. Bazen nefesim okyanustaki bir dalga, yakamoz, yunusların özgün hareketi. Bazen gözlerim ıslak, bazen parlak bir güneşin ışığı..

Özgürlük işte bu. Her şey ve hiçbir şey. Uyum, dans, müziğin eşsiz ritmi. Azalan, çoğalan, yükselen, alçalan ama durmayan sürekli akan bir sonsuzluk. Özgürlük var olanı sevmek. Vazgeçmemek. Sahiplenmeden akıp gitmesine izin vermek.

Ben yine yürüyüş bantında koşuyorum ama bu seferki farklı. Olduğum yerde koşmak için değil sonsuzlukta bir sonsuzluk olmak için. Ben koştukça çoğalıyor içimdeki güneş, parlayan yıldız, akan deniz..ve ben sanki bir oluyorum. Sen oluyorum. O oluyorum. Ben oluyorum ve her şey oluyorum. Özgür oluyorum.