* Şükretmen gerekenleri gör.
* Nadideliğini ilan et.
* Bir mil daha git.
* Seçme gücünü akıllıca kullan.
“ Güneşin doğup battığına şahitlik etmiyor musun?
Gözlerine yerleştirdiğim yüz milyonlarca alıcı, yaprağın büyüsünden, bir kar tanesinden, bir gölden, bir kartaldan, bir çocuktan, bir buluttan, bir yıldızdan, bir gülden, bir gökkuşağından
ve aşk dolu bir bakıştan zevk almanı sağlıyor. Şükret!
Bir bebek sen duymadan gülüp ağlayabilir mi? Hayır. Kulaklarına yerleştirdiğim yirmi dört bin tel, ağaçlardaki rüzgarla titreşiyor. Şükret!
Kayalıklardaki gelgitle, operanın haşmetiyle, bülbülün çığlığıyla, oyun oynayan çocukların cıvıltısıyla ve “Seni seviyorum” sözcükleriyle. Yine şükret.
Dudakların ileri geri oynayıp yalnızca tükürük mü üretiyor ? Hayır. Konuşabiliyorsun. Diğer hiçbir yaratığımın yapamadığı bir şey bu.Sözcüklerin sinirliyi sakinleştiriyor, umutsuza umut veriyor, vazgeçeni heveslendiriyor, yenilmişe destek veriyor, cahile öğ retiyor ve “Seni seviyorum” diyor. Tekrar şükret.
Sen ufak bir alana hapsolmuş rüzgar ve dünya tarafından rahatsız edilen bir ağaç değilsin. Gerinebilirsin, koşup, dans edebilir ve çalışabilirsin. Sana beş yüz kas, iki yüz kemik ve yedi mil sinir teli verdim, hepsini ben ayarladım senin için. Yine şükret.
Sevilmiyor ve sevmiyor musun ? Gece ve gündüz, yalnızlık mı sarmalıyor seni? Hayır. Artık değil. Artık sırrınıbiliyorsun, sevgiyi alabilmek için onu karşılık beklemeden vermelisin. Kendini iyi hissetmek, tatmin olmak ya da gurur için sevmek, sevmek değildir. Sevgi karşılığı beklenmeyen bir ödüldür.
Bencil olmadan sevmenin artık başlı başına bir ödül olduğunu biliyorsun. Sevgi karşılık bulmasa da kaybolmaz. Verdiğin sevgi sana geri döner, kalbini temizler ve yumuşatır. Bir daha şükret. İki kere şükret!
Kalbin güçlü. Göğsüne dokun ve ritmi hisset. Kalbin saatlerce, günlerce, gecelerce atıyor. Her sene otuz altı milyon vuruşyapıyor. Altmış bin damardan yılda altı yüz galon kan pompalıyor. İnsanoğlu asla böyle bir makine icat edemedi.Tekrarşükret.
Cildin temiz ve bir harika, onu yalnızca sabunlaman ve ona bakman gerekiyor. Zaman içinde tüm çelikler yıpranır, paslanır ama cildine bir şey olmaz. En güçlü metaller bile kullanıldıkça yıpranır, ama seni sardığım o tabaka yıpranmaz. Sürekli kendini yeniler, eski hücreler yerini
yenilere bırakır. Tekrar şükret.
Ciğerlerin yaşamın nefesini vücuduna alırken zorlanıyor mu? Hayır. Yaşama açılan lombarların kendi yarattığın en pis ortamlarda bile sana destek oluyor ve sana yaşam veren oksijeni getirip vücudunu artık gazlardan arındırıyorlar. Bir daha şükret.
Kanının içinde yirmi iki trilyon kan hücresi, her hücrede milyonlarca molekül ve her molekülün içinde, her saniyede on milyon defadan fazla titreşen bir atom var. Her saniye iki milyon kan hücren ölüyor, yerine iki milyon yeni hücre geliyor ve bu doğduğun günden beri oluyor. Her zaman içinde olan, şimdi dışında da oluyor. Bir kez daha şükret.
Artık kendi kendine düşünemiyor musun? Hayır. Beynin evrendeki en karmaşık yapı. Biliyorum. İçinde on üç milyar sinir hücresi var. Dünyadaki insan sayısından çok daha fazla..
Her gördüğünü, her sesi, her tadı, her kokuyu, her hareketini doğduğundan beri dosyalıyor.
Hücrelerinin içine, bin milyar protein molekülü yerleştirdim. Yaşamındaki her olay, yalnızca hatırlanmayı bekliyor orada. Ve beynine vücudunun kontrolünde yardımcı olsunlar diye, vücuduna dört milyon yapı, beş yüz bin dokunma detektörü ve iki yüz binden fazla ısı detektörü koydum. Hiçbir devletin altınısenden daha iyi korunmuyor. Hiçbir antik harika senden daha yüce değil. Şükret.
Sen benim en iyi eserimsin. İçinde, dünyanın en büyük şehirlerini yok edebilecek ve yeniden
kurabilecek güçte atom enerjisi var. Şükret!
Nadideliğini ilan et !
Dünya üzerindeki en değerli hazinesin. Yalnızca bir tanesin. Dünya kurulduğundan beri, senin tıpatıp aynın bir kişi daha olmamıştır. Dünyanın sonu gelene kadar da asla, senden bir tane daha olmayacaktır. Özelliğinin ve tekliğinin hiçbir zaman farkına varmadın. Yine de dünyadaki en nadide varlıksın.
En nadide. Paha biçilmez bir hazine. Zihni, konuşması, görünüşü, hareketleri, davranışları yaşamış, yaşayan ve yaşayacak hiç kimseye benzemeyen. Artık nadideliğini karanlıkta saklama. Onu göster. Dünyaya göster. Kardeşinin yürüdüğü gibi yürümeye, liderinin konuştuğu gibi konuşmaya, vasatların çalıştığı gibi çalışmaya çalışma. Bir başkasının yaptığını yapma. Asla taklit etme. Kimseyi taklit etme. Kendin ol.
Nadideliğini tüm dünyaya göster.
Bir mil daha git.
Genç ya da yaşlı, dilenci ya da kral, siyah ya da beyaz, erkek ya da dişi.
Eğer aldığın gümüşten fazlasını vermişsen, aldatıldığını düşünme.
Verdiğin güzelliklerin bir terazisi vardır; eğer bugün karşılığını almazsan, yarın mutlaka on katını alırsın.
Sıradanlık bir mil bile gitmez, neden kendimi aldatayım diye düşünür. Ama sen sıradan değilsin. Bir mil daha ilerlemek kendi rızanla elde edeceğin bir ayrıcalıktır. Yapamazsın, onu engellememelisin. Eğer bırakırsan, diğerleri kadarıyla yetinirsen, başarısızlığının tek suçlusu sen olursun. Sebep ve sonuç, araç ve hedef, tohum ve meyve, bunlar ayrılamaz. Sonuç sebepten doğar. Hedef, araçların içinde vardır ve meyve her zaman tohumundadır. Bir mil gitmek için çaba gösteren, iki mil gider.
Takdir bilmeyen biri için çalıştığını düşünüp kendine dert etme. Ona daha fazla hizmet et. Ve onun yerine bırak alacaklı olduğun ben olayım. O zaman bileceksin ki her dakika her verdiğin ekstra hizmet benim tarafımdan karşılığınıbulacaktır.
Ödülün zamanında gelmeyecek diye endişelenme. Ödeme ne kadar gecikirse, senin için o kadar daha iyi. Başarıyı çağıramazsın, ancak onu hak edersin ve artık onun az bulunan ödülünü almanın sırrınıbiliyorsun. Bir mil daha git.
Sen benim en büyük mucizemsin.
Sen dünyanın en büyük mucizemsin.
Bir mil daha git !
Sana bu dünyayı ve hakimiyetini verdim.
Sonra tam potansiyeline ulaşman için, bir kez daha sana elimi verdim, evrendeki hiçbir
yaratığa bahşedilmeyen güçler verdim.
Sana düşünme gücü verdim.
Sana sevme gücü verdim.
Sana seçme gücü verdim.
Sana gülme gücü verdim.
Sana hayal etme gücü verdim.
Sana yaratma gücü verdim.
Sana plan yapma gücü verdim.
Sana konuşma gücü verdim.
Sana dua etme gücü verdim.
Seninle sınırsız bir gurur duyuyorum.
Sen benim en büyük mucizemsin.
Sana seçme gücü verdim.
Kendi özgür iradenle, kendi yaradılışının doğasını belirlemene izin verdim.
Senin yüce gücünü, seçme gücünü elinden almadım hiç. Bu inanılmaz güçle ne
yaptın? Kendine bir bak. Yaşamında yaptığın seçimleri düşün ve hatırla.
Geçmişgeçmiştir . Seçme gücünü akıllıca kullan.
Sevmeyi seç. Nefreti değil.
Gülmeyi seç. Ağlamayı değil.
Yaratmayı seç. Yok etmeyi değil.
Azmi seç. Vazgeçmeyi değil.
Yüceltmeyi seç. Dedikoduyu değil.
İyileştirmeyi seç. Yaralamayı değil.
Vermeyi seç. Ertelemeyi değil.
Büyümeyi seç. Bozulmayı değil.
Dua etmeyi seç. Küfretmeyi değil.
Yaşamayı seç. Ölmeyi değil.
Artık şanssızlıklarının benim isteğime bağlıolmadığını biliyorsun. Tüm güç senin içindeydi ve seni insanlıktan çıkaran davranışların ve düşüncelerin senin yaptıklarının sonucuydu, benim yaptıklarımın değil. Potansiyellerinin sınırı yok.
Şükretmen gerekenleri gör.
Nadideliğini ilan et.
Bir mil daha git.
Seçme gücünü akıllıca kullan.
Diğer dördünü gerçekleştirebilmek için, bir şey daha yap. Her şeyi
sevgiyle yap. Kendini severek, başkalarını severek ve beni severek.
Gözyaşlarını sil. Uzanıp elimi tut ve dik dur.
Çünkü “Sen Dünyanın En Büyük Mucizesisin“
(Og Mandino’nun Dünyanın En Büyük Mucizesi Kitabı’ndan)
Geçmişi bırak. Kendini sev ve ne kadar değerli olduğunun farkına var. Çünkü hepimiz Tanrı’nın bir mucizesiyiz ve O’nun kocaman bir parçasıyız. İçinde ihtiyacın olan her şeye sahipsin. İçindeki yaratıcıya güven, sev ve şükret.
Seçimlerin var seni özgür kılan, gözlerin var gerçeği görebilen, kocaman bir kalbin var sevebilen, aklın var seni güçlü ve güvende kılan. Daha ne bekliyorsun?
Hadi at bir adım?



