Hayattaki herşey bir hareket halindedir. Güneş, yiıdızlar, gezegenler, bedenimizdeki her bir organ …

Uyum onlarla birlikte el ele yürümektir, olanın içinden kaydıraktan kayar gibi geçebilmektir. Savaşmayı bırakıp tüm duygu ve düşüncelere rağmen ilerleyebilmektir.

Anlayış ve sevgi uyumun dansıdır. Geçmise takılmaz. Anın tadını çıkarır. Onu deneyimler şikayet etmeden.

Şükretmek şikayet etmeyi bırakmaktır Önyargıların, yorumların dışına çıkmaktır. Her zaman yaptığından daha farklı davranmaktir.

Her zaman söylediginden daha farklı söylemektir.

Her hangi bir olaya her zaman kinden daha farkli bakabilmektir.

Kötü diye adlandırdığın bir duygunla, düşüncenle, karakterinle savaşmak değil ona bakmak ve onu bir basamak olarak kullanmaktır. Bu ayrım ile mümkün olamaz. İçi ve dışı ayırarak deneyimlenemez. İyi yönlerimizi kabul edip kötü yönlerimizi yok sayarak bu mümkün olamaz. Uyum özle bir olmaktir. Kendin olmaktır. Çünkü cennet, huzur, özgürlük gerçek benliğin filizlendigi yerdir.

Biri aydınlandı, uyandı, erdi, oldu diyelim. Biz onun yanında onun gibi yaparak, konuşarak, onun dediğinden çıkmayarak, onun kurallarına uyarak uyanacağız, aydınlanacağız. Doğru mu? Emin miyiz? Ne yazık ki spiritüellik bu yöne doğru gidiyor. Birilerine bağımlı kalırsak, onun sözünden çıkmayarak, onun tavsiyelerine uyarak uyanış olacağını zannediyoruz.

Osho, Buda, Dalai Lama, Mevlana hepsinin uyandığı sey aynı ama yolları farklı.

Yol senin yolun. Çözüm, Aradigin şey nefesin. Haritan kalbin. Hepimiz parmak izi gibi farklıyız. Bu yüzden başka birinin yolu sana araci olabilir ama harita olamaz.

Uyanış özden gelir.

Gerçek tatmin, tamlık birlikten Gelir.

İyi kötü diye adlandirdigimiz yonlerimizi butunlemekten olani sevmekten gelir. Bir yanimi kabul edipseverek diger yanimi suclayarak, yok sayarak, bastirarak görmezden gelerek ben nasıl aydınlanabilirim ya da kendimi. Olanı nasıl sevebilirim düşündünüz mü hiç.

Yıllarca bir yanımı suçlayarak geçirdim. Oysaki o da bendim. Ben herşeydim. O zaman savaşmak ne diye ? Önemli olan bu duyguları, davranışları bir basamak olarak kullanmaktır. Bir duygudan özgürleşmek için ilk önce onu izleriz ve bize ne yaptığına bakarız.

Bu duygu ve düşüncelerim beni ilerletiyor mu güçlendiriyor mu? Yoksa olduğumuz yerde mi kalmama neden oluyor?

Sonra diğer bir soru gelir daha farklı nasıl davranabilirim?

Sonrasında ise önceki duyguyu kabul eder, kucaklar ve özgür bırakırız. Gitmesi gerekirse gider gerekmiyorsa bize basamak olur.

Bir danışanım sürekli kurgu yaptığını ve bundan nefret ettigini söylüyordu. Herhangi birine karsı , yaşadığı bir olaya karşı, hatta yaşanmamış olana bile kurgu yaptığını söylüyordu. Şimdi benim hakkımda güzel şeyler düşünmeyecek. Kesin yanlış anlayacak. Beni terk edecek. İsmimi elimden kapacak…

Bu bir dizayndır. Kimi zihinler vardır hiç susmaz. Sürekli konuşur. Şüphecidir, kurgular, olana olmayana yorum yapar. Fakat biz ona rağmen ilerleyebiliriz. Ona tutunmadan Zihnin ötesine geçip, onu bir basamak olarak kullanabiliriz. Bunun icin özel olmaya, birisi olmaya gerek yok. Sadece kendiniz olun. Olanı sevin. Onlarla savaşmayın,izleyin, kabul edin ve yapılandırın.

Bu kurgu yeteneğine sahipseniz onu bir basamak olarak kullanın. Bu kurgu yeteneğine sahipsen ozaman Kendinin en iyi halini kurgulayabilirsin. Kendinin en iyi hali ne ? Şimdi bunu kurgula. Çok ise yaramıstı.

Hayatta iki yol vardir. Birincisi vazgeçmek . İkincisi herşeye rağmen ilerlemek . Durursan savaşırsın. Adım atarsan uyumla dans edersin. Kendinin en iyi halini yaşamak için ilerlemek gerek. Güneşe bakın. Hergün yeniden doğuyor. Bugün çok yorgunum, kırgınım, canım istemiyor diyerek doğmamazlık yapmıyor. Her gün yeni bir gün.

Her an binlerce olasılığımız varken siz nasil bir siz olmayi seçiyorsunuz?

Hangi duygu ve düşüncelere sahip olmak istiyorsunuz?

Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsunuz?

Durarak mı ? üreterek mi ?

Bir danışanım sürekli para kaygısı taşıdığını, sürekli ödemelerini ve onları ya ödeyemezsem diye düşündüğünü söyledi. bundan nefret ettigini ekledi. Bu kaygı onda mevcuttu. Önce bu düşüncelere bakmasını istedim. Ödeyemezsem düşüncesiyle ne yapıyorsun? ne yapmıyorsun? Bu düşünce seni ilerletiyor mu yoksa durduruyor mu? Hangi duyguları satın alıyorsun bu düşünceyle?

Kendine ne yaptığını nasıl zarar verdiğini gördü.

O düsüncesiyle savaşmadı sadece baktı gördü ve ilerlemeyi seçti. onu itici bir guç olarak kullanarak düşüncelerini ve kaygılarını nasıl ödeyebilirim ile değiştirdi. Bu çok işe yaradi. İş olanaklarini genişletti. Bu düsüncesine rağmen ilerlemeyi seçti.

Duygu düşünceden gelir. Yasadiğimiz her şey ise düsüncelerimizin bir yansımasıdır.

Bu nedenle yaşamı izleyin. Onu koklayın, dinleyin, hissedin. Hayatta Şikayet ettiğiniz şeyler neler?

Hoşlanmadığınız, kırıldığınız yerler neler?

Onları izleyin Savaşmadan sevgiyle onu kucaklayın. İzin verin. Çünkü hiç bir düşünce duygu bize ait değil onu satın almadığmız sürece.

Bu bir aydınlanma yolu değildir. Aydınlanma , uyanış, sıçrama aniden gelir. Herhangi bir yolu, yöntemi yoktur. Kesin olacak diye bir sey yoktur.

Yukarıda yazılanlar olanı sevmenizle ilgilidir. Kabullenmeyle gelen genişlemedir. Özgürlükle kulağa gelen bir müziktir. Aşktır. Birliktir. Savaşın, suçlamanın bittiği yerdir. Seni en iyi haline götüren yoldur. Uyumun dansıdır.