Bilinç: Bilmek, farkında olmak, haberdar olmak anlamına gelir. Uygulanacak olan şeyin kararını bilinçli olarak verdiğimiz yanımızdır. Tüm verilerin, geçmişin, yaşanılanın süzgeçten geçmiş ve hatırlanan halidir. Öğrendiği her şeyi kendi süzgecinden geçirerek planlar ve programlar. Mantıksal yanımızdır. Analiz eder, seçim yapar, bilinçli olarak karar verir. Yalnız zihnimizin sadece %10’luk kısmında yer alır.
Bilinçaltı: Düşünülmeden yapılan her eylem, bilinçaltının eseridir. Yaşadığımız, gördüğümüz, duyduğumuz her şey bilinçaltımızda gizlidir. Bilinçaltı sezgisel yanımızdır. Bilincimizi ve verdiğimiz kararları etkileyen tek yer aslında bilinçaltımızdır. Bu nedenle bireysel gelişim için ilk adım geçmiş deneyimlerle oluşturduğumuz inanç kalıplarına bakmaktır. Sonra ise onlarla yüzleşir, almamız gerekeni alır, daha farklı davranarak ve düşünerek yeni tecrübeler ve olasılıklar için yürümemeye devam ederiz. Ne yazık ki burasıyla yüzleşmeden verdiğimiz bütün kararlar sözde kalıyor ve bütünlenmiyor. Burası zihnimizin %90’lık kısmını oluşturuyor.
Hiç görmediğimiz tanımadığımız bir kişinin görüntüsüne bile tepki vermek, sevmemek aslında bilinçaltımızın yani geçmiş deneyimlerin kayıtlı olduğu yerin bir oyunudur.
Hiç tanımadığımız birisini, henüz onunla bir şey yaşamadan sevmemek mümkün mü?
Mümkün değil. Tepki verdiğimiz şey, aslında geçmişte kızmış olduğumuz kişinin, karşımızdaki kişiyle olan benzerliğidir. Kızdığımız şeyin aslında şu anla bir ilgisi yoktur. Geçmiş deneyimlerin bir yansımasıdır.
Bazı davranışlarımızı seviyor, bazı davranışlarımızı sevmiyor olmamızın da tek nedeni geçmiş deneyimlerdir. Anne ve babadan alamadığımız ve almak istediğimiz her şeye tepki göstermekteyiz. Farkında olmadan da onların düşüncelerini ve davranışlarını modelleriz. Burayı bütünlemeden, alınan tüm kararlar geçici sonuçlar vermektedir.
Geçenlerde bir danışanımla yaptığım çalışmada, kendisinin sürekli olarak çevresindekileri koruduğunu ve artık bundan çok sıkıldığını, bunu bırakmak istediğini söyledi.
Ona korumanın tanımını sordum. Kendisi “desteklemek ve onaylamak” olduğunu söyledi. Ailesinden bunları alamadığı için ve sürekli eleştirilerek büyüdüğü için, bu iki kavramı arkadaşlarına vermeye çalışıyordu. Tabiki onlardan da beklediği tek şey onaylanmak ve desteklenmekti. Desteklenmediği takdirde de o ortamdan kaçıyordu. Bunu fark ettiği an bir dönüşüm yaşamaya başladı. Kendini onayladıkça ve kabullendikçe etraftan bunu alma ihtiyacı azaldı.
Sonuç olarak aldığımız kararlarla bilinçaltımız uyumlu değilse ve onu reddediyorsa yapılan tüm çalışmalar eksik kalıyor. Taki o duyguyla bütünleşene kadar.
Bir ortama girdiğinizde sıkılıyor olmanızın bile nedeni orası değil. Size geçmiş deneyimin hatırlatılmasıdır. Baktığınız da onu bütünlediğinizde girdiğiniz her ortam yeşerecektir. Her an keyif olarak size geri dönecektir. Buna hiçbir şüpheniz olmasın.
Bahçenizin bahçevanı sizsiniz. Bahçenize neyi ekip, neyi ekmeyeceğini biliyorsunuz. Onu beslemek tamamen sizin elinizdedir. Düşüncelerinizi geçmişle savaşmadan, onları itmeden, yok etmeye çalışmadan, sadece size göstermeye çalışılan şeyi alıp, beslendiğinizde hayatınız bir cennete dönüşecektir. Bu sizin seçiminizdir.
“Düşüncen, manevi varlığın gülse, gül bahçesisin; dikense külhana layıksın.” (Mesnevi)
Sonuç olarak bilinçaltımız her şeyi bilen tarafımızdır. Yaşamımızı, düşüncelerimizi, duygularımızı, davranışlarımızı yaratan tarafımızdır. Onunla yani geçmişle savaşmak bizi bir yere götürmez. Aksine yeteneklerimizin ve yaratıcılığımızın ortaya çıkmasına engel oluruz. Özbenlikle olan bağlantımızı kopartırız. Sezgilerimize engel olmuş oluruz.
Bilinçaltımızdaki yazılımları yok etmek mümkün değildir. Fakat oradan almamız gerekeni alıp, ötesine geçtiğimizde hayatımız tamamen değişecektir.
Düşüncelerini nereye akıtırsan orayı büyütürsün. Yaşadığımız her şey düşüncelerimizin bir ürünüdür. Bu bölümde onları değiştirmeye ve yok etmeye çalışmayacağız.
ONA RAĞMEN İLERLEYECEĞİZ. Bunun için önce nasıl bir hayat yaşamanız gerektiğini bilmeniz gerekiyor.
Öz benlik:
Zihnin ötesindedir. Sonsuzluktur, sınırsızdır, tek gerçektir. Sonsuz olasılıklarımızın kaynağıdır. Koşulsuz sevgidir. Her şeyin tam ve mükemmel olduğunun idrakidir. Gerçek güven, güç, sevgi, huzurdur.
Tek nefes, tek zihin, tek bedendir. Nefes alırken özümüzle buluştuğumuz yer burasıdır. Bağlantılı aldığımız her nefes, bizi özümüzdeki büyüklükle bağlantıya geçirir.
Şimdi bu noktadan kocaman bir niyet yükseliyor.
Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsun?



